Yemek

Kahveyle Başladı Tüm Güzellikler

Gece yarısı idi ve yorgun du. Kurtarılması gereken koca bir ülke vardı. İnsanlar açtı, hava soğuktu ve düşman yakındı uykuya zaman yoktu. Çalışılmalı ve bu vatan kurtarılmalıydı. Uykuya dalmak üzereydi, gözler ağırlaşıyor ama o direniyordu. Biranda kapı açıldı içeri giren yaverin ta kendisi idi elinde bir fincan şekersiz kahve. Kahvenin kokusu tüm odayı sarıverdi. Paşanın gözleri aniden açıldı ve şekersiz kahvem dedi zar zor. Kahve şekersizdi çünkü o yıllar kıtlık zamanıydı şeker bulunmazdı pek, bu kahveyi şekersiz içemeye alışmıştı. Yaver fincanı uzattı ve göz göze geldiler. Fincan artık Mustafa Kemal Atatürk’ün elleri arasında idi ve o kahveler belki de Türk Kurtuluş savaşının başarısı arkasındaki kahramandı.

 

Mustafa Kemal Atatürk, hastalanmış ve artık kahve içmesi doktoru Prof. Dr. Fiessinger tarafından yasaklanmıştı. Ama o son kahvesini içti ve şekersiz kahvesinin fincanını kızı Sabiha gökçene verdi. İşte o kahve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün son kahvesiydi.

 

Kahve; daha nice acıyı, tatlıyı, güzelliği içerisinde barındırıyor. Kız isterken, sonsuzluğa yelken açarken, bir fincan kahveni kırk yıl hatırı olurken ve bu vatan kurtulurken her daim kahve öz suyumuzda kokusu ile tadı ile bir de yanı başında lokum veya Antep fıstıklı çikolata küpleriyle hoş bir sohbet tadı bıraktı ağzımızda. Şimdi de Kahve Hakkında farkıyla anıları canlandırmanın, hoş sohbetlerin ve kız istemelerin zamanı 🙂

 

Kahve  ağacının o zengin çiçeklerinden oluşup, anılarımıza ve hatta evimizin vazgeçilmezi olandır kahve. Kahve Hakkında ile kahve yepyeni bir anlam kazandı ve bizlere seyahat etmeye hazırlandı. Bir bakmışsınız gelin adayının elinde titreye titreye gelmişiz, bir bakmışsınız damat adayına tuzlu servis edilmişiz ya da o derin sohbetlerin baş konuğu olmuşuz. Gelin bir fincan kahvemizi alın kırk yıl hatırımız olsun..

 

Yorum Yap